Esprili Damlalar

Karalamalarım Yorum Yok »

Yağmur yağıyor dışarıda, gökyüzünün hıçkırıkları içten içe sarıyor benliğimi. Umarsız duruşuma yeni sorumluluklar ve varoluşlar katılıyor gün be gün.
Pencereden bakmak birşey kazandırmıyor; cama sıkı sıkı tutunmuş tüm yağmur damlacıkları dil çıkarıyor bana. Hepsiyle ayrı ayrı şakalaşıyorum. Her birine ayrı ayrı seni anlatıyorum; sonra da derin bir sessizliğe kapılıyoruz birlikte. Hemen akabinde ise fütursuzca kahkahalar atmaya başlıyoruz ki, bazı damlacıklar tutunamayıp o anda süzülüp düşüyor aşağıya. Puslu gökyüzü de sanki ağır ağır bizim kahkahalarımıza eşlik ediyor inceden.
Ezberlerim bozuldu tamamen, zembereğim dağıldı. Hayallerle gerçekler birbirine öylesine karışmış ki; artık aynadaki görüntüm mü gerçek yoksa ben miyim aslolan bilemiyorum.
Sorguluyor muyum?
Hayır!

Kamil Koç

Karalamalarım 1 Yorum »

10 Haziran 2010 saat 22:00 hareket saatiyle İstanbul Denizli seferini yapan Kamil Koç otobüsünden 2 bilet aldık. (3 ve 4 numaralı koltuklar)

Öyle eğlenceli bir yolculuk geçirdik ki sizlerle de paylaşmak istedim.

İstanbul çıkışı itibariyle gece boyu her iki şöförün de sigara dumanına bol bol maruz kaldık. Ciğerlerinize yazık be şöför beyler, yapmayın, kendinize kıymayın bu denli dememek için kendimizi zor tuttuk.

İzmit terminali çıkışı şöförümüz yolu şaşırıp Düzce yönüne yaklaşık 15 dakika gittikten sonra geri dönerek, bir kaç yerle telefonlaşarak doğru yolu bulabildi. Mazallah bu maili size Ankara civarlarından da yazıyor olabilirdim. :)

Muavinimiz evlere şenlikti. Evet doğru gece yolculuğu; sevgili muavinimiz de bunun bilincinde idi çok şükür. Yol boyu tüm yolculardan daha çok uyudu. Hem de boynu host koltuğundan koridora sarka sarka. Benim için arayıp sorar mısınız kendisini acaba boyun tutulması geçti mi? Muhtemelen tutulmuştur. Yazık vallahi; biz yolcular hostlara yastık temin edilmesini istiyoruz!!!

Susadık yandık! Mola akabinde bir su istemek için bize yolculuk başında bahsedilen ikaz düğmesine bastık. Bekledik bekledik bekledik. Şöför, muavine sabah kocasını kaldırmaya çalışan kadınlar gibi “Bayram kalk, yolcu isteği var, Bayram, Bayram, Bayram…” seslenmesi akabinde dürtüklemesiyle uyanan Bayram (muavin), zorla kaldırılan ilkokul çocuğu gibi bir triple kalkıp en arka koltuğa kadar gidip ikaz lambasını görmeden tekrar yerine geçip, bizim 3-4 numaralı koltuğumuzda yanan ikaz lambasını ön taraftan manuel söndürüp tekrar uyuma girişimi üzerine orta kapıdan da duyulacak şekilde “kaptan bir su alabilir miyiz?” şeklinde kükrememle yeniden yerinden fırlaması çok dikkat çekiciydi.

Yine yanaştığımız bir iki terminalde, giriş yapılan terminalin hangi terminal olduğunu biz şöförden öğrendik. Nasıl mı? Şöför muavine seslenir uyanması için: “Bayram oğlum uyan, Afyona geldik diye anons etsene!, Bayram, Bayram, kalk Bayram, uyan Bayram!”

Unutmadan, ruhumuza gece boyu işlenen Sibel Can kasedini (dikkat edin CD değil kaset diyorum, siz düşünün kaç sene öncesinin arabeski olduğunu) asla unutamayacağız.

Dönüş biletimi farklı bir firmadan alma düşüncesi oluşturdu bu durum. Sanırım öyle yapacağım.

Işık

Karalamalarım 1 Yorum »

Hayat bana seni getirdi mezarımsı evimde yaşarken…
Al dedi Tanrı; sana bir ışık…
Yol göstersin sana dedi, önünü aydınlattığı gibi,
Ruhunu da aydınlatsın; şereflendirsin seni dedi…
Herşeyi bilir ve herşeyi en güzel şekliyle verirmiş ya Yaratan,
İşte o zaman daha bir inandım buna…
Seninle tökezleyip düşmeyi de öğrendim,
Yeniden ayağa kalkıp, kanayan dizlerime aldırmadan koşmayı da…
Önceleri seni sevmeyi sevdim, sonraları seni de sevdim…
Terkedilmiş bir kasabaya benzeyen kalbimin sokaklarında,
Yankılanan tek şey artık senin adın…
Sen yokken karanlık dünya; sen yokken soğuk…
Sen varken gündüz, sen yokken gece…
Hayaller seninle anlamlı; umutlar, planlar seninle gerçek.
Sensiz hepsi sadece bir “hiç”…
Hani derim ya hep, armağanısın sen bana yukarıdakinin…
En kutsal, en değerli varlığım…
Hani diğer yarımsın… Benliğim, varoluş nedenim…
Zaman zaman kırgınlıklarım, hayıflanmalarım…
Şımarık afacanımsın benim, gözleri fıldır fıldır dönen…
Sevgim anlatılmaz, saygım paha biçilmez sana…
Diğer yanda da beni alev alev saran kocaman bir aşk…
Tüm hislerim senin, ruhum senin, bedenim senin…
Tanrı seni benim için yaratmış diyorum ya bazen;
Kimbilir belki de beni senin için yaratmıştır…
Seninle bütünüm…
Sensiz bir yanım hep eksik…
Seni hep sevdim, hep de seveceğim!

Seçmeler :)

Karalamalarım 2 Yorum »

İşte! aradığım kız bu
İlk yemeğe çıkışımızda cep telefonu çaldı. Elini çantasına attı. Kurcaladı, kurcaladı.
Telefon uzun uzun çalmaya devam ediyordu. Bir türlü bulamadı. Sonra o güzel cümle döküldü dudaklarından:
‘Evde mi bıraktım acaba?’ İşte o an aradığım kız bu dedim.

— o O o —

Pişmanlık
Bilinçli tüketim, bilinçli üretimle olur 18.000 YTL kredi kartı borcum olduğunu öğrenen babamın ilk tepkisi;
‘Keşke korunsaydım’

— o O o —

Altıncı his
6. His filmini izledin mi dedim. Hayır ama çok övdüler dedi.
Bende filmin CD’si var, istersen vereyim izle, ben de çok beğendim dedim.
Şimdi izlersem bir şey anlamam, ilk 5 tanesini izlemem lazım önce dedi.
Sustum. Gülmedim bile. Artık görüşmüyoruz.

— o O o —

Öncelik
Evlenmeyi düşündüğü erkek arkadaşının ‘benden önce biriyle oldun mu?’ sorusuna,
‘buraya gelmeden önce mi?’ cevabını vererek evl ilik umutlarını magmalara atan hatunun gerçek sarışın olduğunu söylememe bilmem gerek kaldı mı?

— o O o —

Suyu Isıt
Geçenlerde köyde komşunun evinin önünden geçiyordum.
Yaşlı amca hanımına şöyle dedi: ‘Hanım suyu ısıt; olursa olur olmazsa çay demleriz.’
Hala gülmekteyim.

— o O o —

Maalesef Kaybettik
Aniden fenalaşan annelerini apar topar hastanenin acil servisine taşıyan, ancak yarım saat sonra doktorun ‘maalesef annenizi kaybettik’ demesiyle annelerinin öldüğünü öğrenemeyen(!) bunun yerine
‘ulan nasıl kaybedersiniz koca kadını daha demin buradaydı!’
deyip doktoru bir güzel döven komşularım var duyurulur…

— o O o —

Ramazan geldi
Her zaman canım, aşkım diyen kocacığım Ramazan geleli beri, orucu bozulmasın diye bana ‘kanka’ diyor ya..

— o O o —

Danger
Önümüzde ilerleyen tankerin üzerindeki ‘DANGER’ yazısını görüp de
‘Allah’ın akıllısı, tanker yazacağına danger yazmış’
diyen ve arkasından kahkahalarla gülen teyzemi nerelere göndersem acaba? !

— o O o —

Kıbleye çevirin
Bu zamana kadar hiçbir şeyi alkışlatamamıştım kısmet bugüneymiş.
Lütfen o büyük alkışlarınız pilota ‘Uçağı kıbleye çevirin, namaz kılacağım’ diyen gurbetçi vatandaşımıza gelsin.
Haberi gördüğümde ben öyle yaptım da.

— o O o —

Efendi Çocuklar
Lütfen bir alkış da benim anneme zira kendisi geçen gün televizyonda zap yaparken, Aydın ve Fatih Ürek’i görünce, ‘Ben bunları çok severim, mankenlerle falan dedikoduları çıkmıyor, terbiyeli çocuklar’ dedi.

— o O o —

İndirim Anonsu
Bizim oradaki Carrefour´un ilk açıldığı zamanlar.
Mağazada anlık indirim duyurularını anons eden kişi şöyle dedi:
‘Pantolonları indirdik, orta reyonda sizleri bekliyoruz.’

— o O o —

Subaylar
Lise yıllarında Milli Güvenlik dersinde hocamız olan subay, sınıfın güzel kızlarından birini kaldırmış ve ondan subay rütbelerini küçükten büyüğe doğru doğru saymasını istemişti.
Sıralamayı aynen yazıyorum:
‘Teğmen, üsteğmen, yüzbaşı, binbaşı, yarbaşı ve albaşı.’

— o O o —

Takı merasimi
Geçenlerde gittiğim düğünde takılan paraları anons eden şahıs aynen şöyle dedi:
‘Gelin hanım köşede, isteyen takabilir.’

— o O o —

Telsiz Anonsu
Arkadaşımın sevgilisi komiser. Geçenlerde ikisi arabada sohbet ederlerken;
- ‘Bilmem kaç merkez, yolda üç tane or..pu var Tamam’ diye bir telsiz anonsu gelmiş.
Erkek arkadaşımız çok utanmış ve hemen telsize sarılıp telsizin diğer ucundaki memura;
- ‘Bu ne biçim anons, malum kadın deyin biz anlarız’ diye fırça atmış.
On dakika sonra gelen telsiz anonsu ikisini de kahkaha krizine sokmuş.
- ‘Komiserim malum kadınlar or..pu değilmiş Tamam’

— o O o —

Balık
Bir arkadaşımla balık almaya gittiğimizde, arkadaşım kovanın içinde yüzüp çırpınan balıklara bakıp;
- ‘Bunlar taze mi?’ diye sormuştu.
Balıkçı da cevabı hemen yapıştırdı:
- ‘Yok abla, pil takıp oynatıyoruz’

Seni Nasıl Seviyorum?

Karalamalarım Yorum Yok »

Hayat bazen oyunlar oynar bize, kimi zaman o oyunun içinde piyon oluruz kimi zaman şah. Bizim oyunumuzda iki şah var; ve ben bu oyun içine iki “şah”ı özellikle yerleştirdim ki, mat olma ihtimali düşük ve oyun da olabildiğince uzun hatta sonsuz olsun diye.
Gözbebeklerimden tüm vücuduma ve ruhuma ılık ılık esen samyeli gibi senin var oluşun.
Öyle çok seviyorum ki seni, var oluşunu… Sensiz bir Temmuz sabahı üşüyebilirim, sensiz İstanbul sessiz ve sakin… Sen varsan lezzetli sevmediğim tüm yiyecekler… Gülümsüyorsan aydınlık aksi halde ölesiye zifiri karanlık… Sen yokken anlamsız tüm şarkılar, filmler ve resimler… Hayaller seninle gerçeğe bu kadar yakın, umutlar bu kadar olası… Varlığında gizli en gergin anlardaki sonsuz mutluluk…
Renklerin arasında kaybolmuş biraz çakırkeyif haldeki ben, bir tek şeyi biliyorum ki;
Aşk, seninle renkli…

Powered by WordPress Wordpress Temaları
Dreamplace teması hayalet tarafından Türkçe'ye çevrilmiştir.