Sır

Karalamalarım Yorum Yok »

Karlı bir gecenin atlarına sabaha koşmak için vurduğu kırbaç sesleriyle girdin ruhuma… Var olan ama aslın da yok olan bir sen… Varlığını hissetmekle hissetmemek arasında bir sıkışmışlık… Belki nakaratları aynı anda söylemek belki de varlığına direnmek, kabullenmemek; aslında kabullenememek… Telefonunun ucundaki bir sesti yüzünün aydınlık gölgesi, sonra yavaşça beliren bir sinema perdesi…
Karlı geceler, gelme günün yaklaştıkça terk etti bu şehri; artık kar yağmıyor ve gökyüzü bu şehir ile barışıyordu adeta… Çünkü göç eden kırlangıç sürüleri senin adını delicesine haykırıyordu gökyüzündeki koyu gri bulutlara…
Yollardaydım; caddeler ıssız, soğuk, ürkütücü… Sokaklar, eriyen kardan geriye kalan damlaların çatılardan intihar edip çığlık çığlığa yere çarpış seslerine ve birde her birine senin adını verdiğim adımlarımdan çıkan seslere aşina iken soğuktan titreyen bedenim alev alev yanan ruhumla savaşıyordu… Saat 03.45…
Terminaldeydim… Saat 04.30…
Gelmene dakikalar kala… Saniyeler saatler, günler hatta yıllar kadar uzuyor, geçmek bilmiyordu… Terminalde, bir banka oturduğumu hatırlıyorum ve seninle bezenmiş bir uykuya dalışımın büyüsünü…
Ansızın uyandım, saat 05.15…
Öyle bir saatti ki bu otobüsünün terminale girişi, sabahın oluşu… Hayır, hayır ASLINDA BENİM YENİDEN DOĞDUĞUM SAATTİ BU…

Alıntı değildir oturup kendim(i) yazdım…

Gittin!

Karalamalarım Yorum Yok »

Tutmalıydım kendimi,
Sakile sokulan kocaman bir yengeç gibi giriverdin hayatıma…
Aşksız, biçare ama umutluydu bir zamanlar ki ben…
Ansızlıklardan yoruldu bu beden…
Ansız yalnızlıklar, ansız acılar, ansız mutsuzluklar…
Dağlanan yaralarım kokuşmaya yüz tuttu sanki.
Ya sonra?
Koşup gelecek misin bir gün bana?
Bir gün her şeyi mükemmel kılacak mısın hayatımızda?
Yoksa ben hep ve daha fazla mı ağlayacağım giderek…
Tutmayacaksın ellerimi belki de…
Özlemlerim oldun sen çoğu zaman,
Evet özlemlerimdin,
Ansız yalnızlıkların en büyüğünün içinde,
Hızla düşerken ben,
O karanlığın içinde,
Elini uzatıp nasıl da çekmiştin oysa beni zifiri karanlıktan…
Koş benimle ne olur,
Koşarken bana koş,
Bilirsin ben hep sana koşarım ben.
Senden başkasına koşmam,
Bakmam,
Göz süzmem…
Sen de bu denli sadık olacak mısın bir gün bana?
Sevdamı sevdanla şad edecek misin?
Yoksa beni böyle yine ansız yalnızlıklara,
Sensizliklere,
Koyup,
Ansızın,
Arkanı dönüp,
Elimi bırakıp,
Tekrar o zifiri karanlığa terk edip beni,
Gidecek misin?
Gidiyorsun ya hani,
Beni bırakıp, arkanı dönüp gidiyorsun ya,
Sanki bir daha göremeyecekmişim gibi,
Sanki bir daha gelmeyecekmişsin gibi
Hissediyorum…
Gözümde düğümlenen bir tomurcuk yaşı,
Paylaşamıyorum seninle,
Çünkü kızıyorsun…
Bense o gözyaşını senin omzuna bırakmak istiyorum,
Sıkıca sarılmanı istiyorum sadece.
Sarılıp bana nefesimi kesmeni,
Ruhumun seninle dolmasını istiyorum…
Gideceksin,
Gittin…

Alıntı değildir oturup kendim(i) yazdım…

Powered by WordPress Wordpress Temaları
Dreamplace teması hayalet tarafından Türkçe'ye çevrilmiştir.