Ağu 26

Yaşıyor ama uzaktaysam senden,
Bil ki snei hiç unutmadım.
Ölüm değilse bizi ayıran, yazık olmuş, hata yapmışız.
Senden yada benden, ne farkeder; şeytana uymuş aşkı yakmışız.
Adımı söylemezdin bana seslenirken, aşk derdin aşkım derdin.
Her aşk dediğinde, beni kendine daha da aşık ederdin.
Buluştuğumuz anları hatırlıyorum.
Güller açardı gönlümde, sen gelirken.
Üç beş saat bile ayrılsak senle,
Yapraklarım dökülürdü sen giderken
Yan yana duran iki yıldızdık sana göre.
En parlak, en güzel olanı bendim.
Gökyüzündeki tek yıldızındım senin.
Fırtınalarda saklanıp korunduğun liman olduğumu söylerdin.
Ömrünün sonuna kadar beni seveceğine,
kalbini kalbime kelepçeleyip, anahtarını okyanusa attığını eklerdin.
Benim için kıyamet seni kaybetiğim gün demekti.
Ruhumda sakladığım en değerli hazinemdin;
Sonsuza kadar da saklayacağım.
Yokluğumda sen nasıl olursun hayal ettiğimde,
Seni mutlu, çok mutlu görüyorum.
Çünkü, hep öyle ol istedim.
Hatta, hatta belki yeni aşklar tanırsın;
Tanı zaten, herşeyin güzeli senin olmalı.
Aynı şeyi isteme benden; yerine kimseyi koyamam ki.
Ben kimseyi ama kimseyi seni sevdiğim gibi sevmedim ki.
Sen bana aşk dedin, bizi kirletemem ki.
Bazı şarkılar vardı, birlikte sevdiğimiz;
Senin bana, benim sana söylediğim.
Onlardan biri yada benzerini duyarsan, beni anımsar gülümsersin.
Ben mi? Ben hiç unutmayacağım ki?
Okyanusa attığın anahtarı biri bulurda,
Bizi bizden çözer diye, daha iyisini yaptım
Seni kalbime kazıdım; her atışında hatırlamak için
Yaşıyor ama uzaktaysak birbirimizden,
Bil ki seni hiç unutmadım
Ölüm değilse bizi ayıran, yazık olmuş hata yapmışız.
Eğer ölümse bu ayrılığın sebebi, ve bensem önce giden bu alemden,
Kederlenme çok;
Tıpkı benden istediğin gibi kendine sahip çık.
Bensem kalan geride
Zaten sen hep göreceksin.
Ben kimseyi ama kimseyi seni sevdiğim gibi sevemem ki.
Sen bana aşk dedin bizi kirletemem ki…

Küs olduk, ayrı düştük duramadık ki.
Savaşları sevemedik, barış olduk biz.
Hüzünlendik dilden kaçan, bazen iki lafla.
Sevişmeye sebep ettik ayrılıkları.
Niyet ettik, söz verdik, en büyük aşka,
Başkansının sevdasına imrenmedik biz.

Ne acıdan, ne kayıptan korkamadık ki hiç biz
Ne kavgalar atlattık da, yılmadık ki bir gün.
Üstüne gittik sevdanın, yenilmedik ki.
Kimsenin duygusundan, çalmadık biz.
Başkasının oyununu, bozmadık biz.

Ne acıdan, ne kayıptan korkamadık ki hiç biz
Ne kavgalar atlattık da, yılmadık ki bir gün.
Üstüne gittik sevdanın, yenilmedik ki.
Kimsenin duygusundan, çalmadık biz.
Bu dünyanın uyumunu, bozmadık biz.

Niyet ettik, söz verdik, en büyük aşka,
Başkansının sevdasına imrenmedik biz.
Neyse koyduk, öyle kaldık, aynı inançla
Kimsenin öyküsünden kopya çekmedik

Ne acıdan, ne kayıptan korkamadık ki hiç biz
Ne kavgalar atlattık da, yılmadık ki bir gün.
Üstüne gittik sevdanın, yenilmedik ki.
Kimsenin duygusundan, çalmadık biz.
Başkasının oyununu, bozmadık biz.

Soner Arıca

Ağu 11

Hayatıma girdiğinde çocuktum;

Ansızın gelmiştin bana, karlı bir gece sabaha koşarken tutmuştun elimden. O elin sıcaklığını unutmak mümkün mü ki? O sıcaklık ki büyüdü büyüdü tüm bedenimi sardı..

Aşk mıydı bu?

Bilmiyordum; dedim ya, çocuktum daha…

Sonra değişti herşey; geçen her gün yüreğim de gözlerim de bir başka bakmaya başladı sana.

Unutulmayan yaşanmışlıkların arkasındaki yasaklarda gizliydi heyecanımız; ansız mutluluklar ve hüzünleri bir arada yaşamaya çalışarak ama yine de mutlu olmaya çalışmaktı aslında yaptığımız.

Çocuktuk;

göremiyorduk belki önümüze gelecek engelleri, kaptırıyorduk kendimizi yaşamın ele batan dikenli tellerine. Bugünü yaşarken dünü unutuyor yarını ise düşünmüyorduk.

Sözüm ona seviyorduk…

Aslında sonra sonra farkettik ki sevmiyorduk; yani seviyorduk da ben daha bir başka seviyordum… Daha yoğun, daha tutkulu, kendimi kaybetmişcesine…
artık daha bir anlamlanıyordu bendeki sen; daha bir anlamlı hale geliyordu yaşanmışlıklar yada o ilk günkü elimi tutuşun…

Şimdi daha iyi anımsıyorum o karlı gecelede çatılarda eriyen karlardan kopan damlaların yere düşerkenki attıkları çığlıkları…
Beni sana yüreğim getirmişti; seni bana getirense tanrıydı belki; belki de ben öyle olduğuna inanmak istedim, bilmiyorum…

Kirli bir bahçeydi aslında yaşadığımız yer; herşey elimize yüzümüze bulaşıyordu ama biz küçük çocuklar gibi elimize bulaşan çamurları yüzümüze sürüp kahkalar atıyorduk… Düşünmüyorduk çünkü yarını… Bilmiyorduk yarınların bu kadar çabuk geleceğini; yada aslında ben biliyordum sen bilmiyordun…

Taparcasına bir sevgiyi kendime bayrak yapıp peşinden geliyordum sadece… Bir gün sevecek umuduyla koşuyordum peşinden… Koştum koştum koştum…
Umutlarım oluyordun benim gün içlerinde, geceleri ise rüyalarım… Çoğu zamansa gözümden akan bir tomurcuk yaş oluyordun… Ama ben yine de seviyordum… Yarınlar gelmeye başladıkça sevgim daha da daha da büyüyordu… Benim unuttuğum senin de farketmediğin birşey vardı aslında… Büyüyen bu sevgiyi ne kadar taşıyabileceğim bir başıma…

O sevgi ki büyümeye devam ediyordu…

Ben gözlerinin içine bakarken, ben sana aşık değilim diyebilen bir seni ben yine de seviyor ve bu büyüyen sevgiyi taşımaya devam ediyordum. Gurur yapmıyordum; aşkta gurur olur mu? diyerek sineme çekiyordum herşeyi…

Ama yaralanıyormuşum farketmeden; vücudum kanamıyordu belki ama ruhumdan akan kanları bir başıma sarmaya çalıştım yıllar yılı…

Sevgim büyüdü, büyüdü, büyüdü…

Kan içinde kalmış ruhum çok dayandı ama bu sevgiyi bir başına taşımaya devam edemedi ve sevgim birden düştü yere tüm şiddetiyle ve paramparça oldu…

Çok ağladım; darmadağın olan sevgimin parçalarına baktım gözlerim yaşlı… Olanca telaşımla parçaları toplamaya çalıştım; parçalardan birini alırken bir diğerini düşürdüm yere… Büyük parçalar da paramparça oldu böylece…

Geriye yitik bir ben ve bu kez kocaman bir sevgiyi, senin sevgini tek başına taşımak zorunda kalan sen kaldın işte…

Kimbilir belki de son diye birşey yoktur… (05/01/2008)

Alıntı değildir oturup kendim(i) yazdım…