2010′a Elveda Derken
28 Ara 2010 | Kategori : Alıntılar
2010 garip bir yıldı benim için. Sanki diÄŸer yıllardan daha çabuk geçti. KiÅŸi yine çok soÄŸuktu… Yazı çok sıcak…
Yine durmaksızın çalıştım. Pazartesiden pazarın hayalini kurarak; uzaktaki ailemi görmeksizin, tatil yapmaksızın çalıştım…
Yazları sıcaktan, kışları soÄŸuktan ÅŸikayet ettim. Çalar saatim her gün bana göre yine çok erken çaldı. Hiç bir gün uyku bana yetmedi. Hiç bir mesai gününü sevmedim… Her biten mesai benim için özgürlüktü ama mesaiden sonraki saatlerim bana hiç yetmedi…
Bazı insanları eleÅŸtirdim. Bazılarına içimden sövdüm… Bazılarıyla kavga ettim…
Bir suru yeni ÅŸarki cıktı. Bir suru yeni film izledim… Birçok güzel gecen, mutlu günlerim oldu… Aşık oldum, sevdim… Sevildim…
Ama yetmedi iste daha çoÄŸunu istedim yine bu sene…
Her gün mutlu uyanmalıydım… Her gün mesaimden zevk almalıydım… Sevgilim sadece benimle ilgilenmeliydi… Ne kadar geç yatarsam yatayım sabah uykumu almış olmalıydım. Mesaiden sonraki tüm saatlerim bana yetmeliydi ve artmalıydı…
DilediÄŸimce harcamalıydım… DilediÄŸimce gezecek zamanım olmalıydı… Yurt içi, yurt dışı…
Bir suru fotoÄŸrafım olmalıydı… Hepsinde gülümsemeliydim…
Yaz aylarıydı. O kadar sıcaktı ki…
Uzaklardan çok eski bir dostumuzu ağırladık evimizde… Elinde uzun bir listeyle gelmiÅŸti. Müzeleri gezecekti… Taksim’de hep gördüğü ve hep binmek istediÄŸi nostaljik tramvaya binecek İstiklal Caddesi’ni onunla turlayacaktı…
Sanki dostlarını görüp eÄŸlenmeye deÄŸil de turist gibi gezmeye gelmiÅŸti. Geldi, gezdi, gördü… Ve geri dondu…
Yine çok soÄŸuk deÄŸildi hava…
Eve yakin bir alışveriÅŸ merkezindeydik. Bizim Mehmet’le elimiz kolumuz dolu alışveriÅŸimizi yapıp eve donuyorduk ki benim çok samimi olmadığım ama Mehmet’in çok sevdiÄŸi arkadaşımızla karsılaÅŸtık…
Mutlulukla sarılıp sarmaÅŸtık… Bizim eve çok yakin bir yerde çalıştığını söyledi… “Gel bize bir is çıkısı…” dedik. “Gelirim” dedi… Ayrıldık…
Bir sabah o çok sevdiÄŸim ve dilediÄŸince İstanbul’u gezdiÄŸini anlattığım dostumdan ‘Günaydın’ mesajı aldım…
Zaten çok hatırnazdı… Öyle iyi biriydi ki…
İsmi Bülent’ti bu dostumun…
DiÄŸer alışveriÅŸ merkezinde karsılaÅŸtığımız arkadaşımızın ki de Eser…
Bülent’in bu ‘günaydın’ mesajını yolladıktan 2 saat sonra…
Eser’in ise onunla karsılaÅŸtıktan 15 gün sonra vefat ettiklerini öğrendim…
Eser ve Bülent… Yolun yarısını bile görememiÅŸ iki güzel insan…
ArkadaÅŸlarının en sevdikleri; ailelerinin göz bebekleri…
Ne görmüşlerdi bu hayatta? Ne kadar yasamışlardı? Ansızın ayrılacaklarını bilseler üzülürler miydi bazı şeylere ya da takılırlar mıydı hayatin çelmelerine?
Daha fazlasını mı isterlerdi ya da olanla mı yetinirlerdi?
Çok üzüldüm… Çok darıldım hayata…
Böyle olmamalıydı dedim…
Sonra durup düşündüm…
Neden rahatsızsın Timuçin? Derdin ne dedim?
Neden hep ÅŸikayet halinde olduÄŸumu sorguladım… Neden hep olmayanı isteyip olanla yetinmiyordum?
SaÄŸlığım yerindeydi. Sevgilim yanımdaydı… Dostlarım beni seviyordu…
2010 büyük bir imtihan oldu benim için…
En acı olaylardan büyük dersler çıkardığım bir yıl oldu…
İki genç insan elimizden kayıp gitti…
Tutamadık…
Bülent son isteklerini yerine getirmiÅŸ; gitmeden bana son mesajıyla ‘allahaısmarladık’ diyecek kadar özeldi.
Eser’i son gördüğümde öyle keyifliydi ki… Öyle içten sarılmıştı ki bize…
KeÅŸke hala ayni hayatta birlikte nefes alıp veriyor olsaydık be çocuklar…
2010 bu gibi acı tatlı olaylarla mazinin arÅŸivine konurken yakında doÄŸum günüm var…
Bu sene doÄŸum günümde Bülent’imin doÄŸum günü mesajını arayacak olsa da gözlerim, mutluyum…
Çok mutluyum… Ve şükrediyorum…
Yazan: Timuçin* | @timucink
* Blogum için hazırladığı bu yazı için Timuçin’e teÅŸekkürlerimi sunuyorum. (~Serkan)













Son Yorumlar