Kas 20
Senden öncesi kayıpken, “senden sonrası” diye bir olgunun olmaması bildiğim en net gerçek. Senden sonrası “yalnızlık” demek benim için; ki yalnızlığı sana tercih edecek kadar çıldırmadım henüz.
Aslında ikimizde yalnızlığımızla dans ederken pistte, ansızın yakınlaşıp çiftleri değişen biz değil miyiz? Öyleki, ben seninle bir ömür boyu aynı pistte dans etmekten başka birşey istemiyorum.
Tenimde, benliğimde, avuçlarımda, yüzümdeki çizgilerde saklı hani o en beğendiğim gülümsemen, şımarıklığın…
Yüzünde beliren en ufak gölgede dünyama yağmurlar yağar oldu; hem de en gök gürültülüsünden, en şimşeklisinden… Sesini duymadığım uzun zaman dilimlerinde ise küçüldüğümü hissediyorum, yok oluyorum adeta küçülerek…
Tıpkı sen gibiyim, yanındayken beni özlediğin gibi… Düşününce derinlemesine, aslında haddinden fazla sen gibiyim. Yada sen fazlasıyla ben gibisin; bilemedim…
Umutlarınla umutlarımı, hayallerinle hayallerimi harmanlayıp tüm bedenini ve benliğini beze… Sonra da piste çık, yaşam müziğimizin kollarına bırak kendini; bırak ruhun ruhuma karışsın; gözlerini kapat, dans et!
Alıntı değildir oturup kendim(i) yazdım…
Kas 14
Sıkıldım hayatın sille tokadını yemekten ben; düştüm… Beklediğim, bugünüm, yarınım, yarınlarım, geri kalanım olman bir yana; gecikmişliğimiz için dolar uzun zamandır dolmayan gözlerim.
Patika bir yol bizimki, tutunduğum tek şey ellerin… Sendeleyip her yığılışımda dizimde yeni yaralar açılıyor. Zaman zaman yok oluşlarında, her yalnız kalışımda ayağa bile kalkamaz duruma geliyor; gelmeni, elimden tutup beni tekrar ayağa kaldırmanı bekliyorum sessizce…
Geçmiş için üzgün, bugünler için kırgın, gelecek için kaygılı ve tüm bunların yanında umutlu, olabileceği kadar mutlu bir tablo çizmek için bir tuval üzerinde çırpınıyorum sıfır resim yeteneğimle… Tek korkum mutluluğun resmini yapıyorum derken, son fırça darbesinde sadece soyut bir resim elde etme ihtimalim..
Alıntı değildir oturup kendim(i) yazdım…
Kas 13
Bir garip hüzün çöker insana
El ayak çekilince
Tek başına kalırsın dünyada
Etraf sessizleşince
İnan bu ev alışamadı
Hiç bir zaman sensizliğe
Şimdi sensizlik oturuyor
Kalkıp gittiğin yerde
Yanlızlığa elbet alışır bedenim
Yanlızlıkla belki de başa çıkabilirim
Çok zor gelse bile yaşar öğrenirim
Sensizlik benim canımı acıtan
Bir derin korku düşer ruhuma
Duvarlar seslenince
Karanlık oyun oynar aklıma
Gölgeler dans edince
İnan bana alışamadım
Hiç bir zaman sensizliğe
Şimdi sensizlik dolaşıyor
Çıkıp gittiğin bu evde
Kas 05
Yine savrulacaktın bir şehre…
Gitmeden görüşmeliydik sana göre, şarttı!
Beşiktaş’ta bir akşamüstü…
İşten eve gelip,
Apar topar hazırlanıp sokağa attım kendimi.
Beşiktaş Starbucks,
Kapının girişindeki, soldaki, 2. masa…
26 Ekim 2009 Pazartesi
Son Yorumlar